I. Ahmet

Osmanlı PadişahıI. Ahmet

Doğum           : 18 Nisan 1590

Ölüm              : 22 Kasım 1617

Padişahlık dönemi: 1603-1617

 

III. Mehmet ve Handan Sultan’ın oğludur. Çocukluk dönemini İstanbul’da geçirdi. Anadolu’da Celali ayaklanmaları patlak verdiği için herhangi bir valililiğe atanmadı. III. Mehmet’in ölümü üzerine 21 Aralık 1603 tarihinde Osmanlı İmparatorluğu tahtına çıktı.

Padişahlık Dönemi

Kardeşlerinden sadece I. Mustafa hayattaydı. Fatih Sultan Mehmet’in çıkardığı kanuna uymayarak Mustafa‘nın hayatına karışmadı. Bunda, öğretmeni Mehmet Efendi‘nin ve annesi Handan Sultan‘ın çok büyük etkisi oldu. Kardeş öldürme geleneğinin terk edilmesinin bir diğer nedeni ise I.Ahmet‘in çok küçük olması ve Mustafa‘nın dışında başka bir taht varisi olmamasıydı. Ocak 1604’te Eyüp’e gidip kılıcını kuşandı. Ardından 23 Ocak 1604 tarihinde sünnet edildi (tahta oturduktan sonra sünnet edilen ilk padişahtır).

I.Ahmet‘in ilk uygulaması, doğu ve batıdaki savaşlara serdarlar göndermek oldu. İran cephesine Ciğalazâde Sinan Paşa’yı, Avusturya cephesine ise Sadrazam Yavuz (Malkoç) Ali Paşa’yı gönderdi. Ali Paşa, cepheye gitmek yerine başka bir veziri göndermek istedi, ancak bu dilek sultan tarafından kabul edilmedi. 30 Mayıs 1604 tarihinde Davut Paşa karargahından yola çıktı. Sadrazam şüpheci bir adamdı, İstanbul’dan ayrılmak istemedi ve uzak görevlere ona karşı olan bazı kişileri atamaya çalıştı. Ancak, başarılı olamadı. İstemediği kişiler başkentte önemli görevler aldılar. Bu durumdan çok rahatsız olan Ali Paşa, Sofya’ya geldiğinde hastalanıp Belgrad’a vardığı sırada yaşamını yitirdi. Ondan sonra Lala Mehmet Paşa Sadrazam oldu.

Bu arada Erzurum bölgesinde bulunan Ciğalazâde Sinan Paşa, Revan ve Akçakale taraflarında olan ve yanında az bir kuvvet bulunan Şah Abbas‘ın üzerine gidemedi. İran’a karşı yapılan bu seferde büyük bir fırsatı kaçırmış oldu. Erzurum Beylerbeyi Köse Sefer Paşa, kış mevsimi gelmek üzere olduğu için Nahçıvan bölgesinden Van bölgesine doğru geri çekildi ve askerlerini kışlalarına yolladı. Yanında bulunan diğer askerler, Sinan Paşa‘nın askerini dağıtmasını ve kendisinin sınırda kalmasını doğru bulmadı ve ona Diyarbakır’a çekilmesini önerdi. Ancak Sinan Paşa bu öneriyi kabul etmedi. Şah Abbas durumu öğrendi ve Allahverdi Han’ın başında bulunduğu ordu ile Van’ı kuşattı. Sinan Paşa zorlukla Adilcevaz’a çekildi. Şah Abbas, Van’da yaptığı yaklaşık 40 günlük kuşatmanın ardından Tabriz’e gitti.

Diğer taraftan, Belgrat’ta sefer için yapılan hazırlıkları tamamlayan yeni sadrazam Lala Mehmet Paşa, Estergon’u kuşattı (18 Ekim 1604). Öncesinde Vaç Kalesi’ni kuşatan Sadrazam, şiddetli yağışlar nedeniyle 31 gün boyunca sürdürdüğü kuşatmayı kaldırmak zorunda kaldı ve Belgrad’a döndü. Bu arada, Avusturya’nın barış talebi reddedildi.

Sadrazam Istvan Borckay‘ı Erdel’de Macar kralı olarak atadı. Avusturya hakimiyeti altında bulunan Macaristan topraklarının da Osmanlı egemenliğini tanınmasını sağladı. İstanbul’a dönünce, İstvan, Borçkay‘ın Macar kralı olduğunu belirten bir kararname gönderdi. Sonrasında tekrardan Avusturya seferine çıktı. 29 Ağustos 1605’te Estergon Kalesi’ni bir kez daha kuşattı. Aynı zamanda Ciğerdelen ,Tepedelen ve Vishegrat alındı. Bunun üzerine tüm gücünü Estergon Kalesi kuşatmasında kullandı. 3 Ekim 1603’te kaleyi ele geçirdi. Diğer taraftan Sadrazam’ın emriyle Borçkay, Uyvar’ı kuşattı. Sadrazam tarafından gönderilen takviye güçlerinin de gelmesiyle kaleyi ele geçirdi. Lala Mehmet Paşa, daha sonra Macar krallık tacını Istvan Borchkay’a (20 Kasım 1605) giydirdi.

Bu savaşlar ve fetihler batı cephesinde yapılırken, doğu cephesinde Sinan Paşa, Van’dan sonra Erzurum’a gitti ve daha büyük bir ordu hazırladı. Tabriz bölgesinde Şah güçleri ile yaptığı savaşlarda yenildi. Tekrar Van bölgesine çekildi. Doğudaki kayıplar sonucunda Sadrazam Lala Mehmet Paşa bu bölgeye gönderilmek istendi. Ancak felç geçirip Üsküdar’da öldü ve onun yerine Derviş Paşa sadrazamlığa getirildi (16 Mart 1606). Yeni sadrazam sefere şahsen gitmek yerine Deli Ferhat Paşa adlı bir komutan gönderdi. Ferhat Paşa‘nın tuhaf tutumunun bir sonucu olarak, Konya’da dağılmış olan ordu geri döndü. Bu arada, Avusturyalılar barış isteyince 17 Kasım 1606’da iki ülke arasında Zitvatorok Antlaşması imzalandı.

Derviş Paşa’nın idam edilmesinin ardından, Anadolu’da bulunan Celalileri ortadan kaldırmak için Kuyucu Murat Paşa görevlendirildi; Oruç Ovası’nda Celali Canbolat kuvvetlerini dağıtıp, Kalenderoğlu’nu Alaçayır Savaşı’nda yendi. Bunun yanı sıra, İran seferini bahane ederek Üsküdar’a davet edilen Celali lideri Muşlu Çavuş ve Yusuf Paşa, Padişah’ın emriyle öldürüldü.

I.Ahmet, batıda Zitvatoruk Anlaşması ile barışı sağlamasını ardından, İran’la anlaşmaya varmak istedi. Bu sebeple Sadrazam Kuyucu Murat Paşa‘ya İran seferinde görev verdi. Fakat, Kuyucu Murat Paşa 6 Ağustos 1611 tarihinde Diyarbakır’da ölünce onun yerine Sadrazam Nasuh Paşa göreve getirildi. Aynı zamanda, yaşanan savaşlardan tedirgin olduğu için İran’da barış için girişimlerde bulundu. Nasuh Paşa‘nın da barışı sağlamak istemesi üzerine, iki taraf arasında 20 Kasım 1612’de Nasuh Paşa Antlaşması olarak bilinen Osmanlı-İran barış antlaşması imzalandı.

I.Ahmet devrinde kara savaşları olduğu gibi, deniz savaşları da yapıldı. Osmanlı Donanması, Malta adasını kuşatıp oradan Trablusgarp’a geçti. Burada Celali Sefer Dayı yakalandı. Aynı zamanda, donanmanın Akdeniz’de olmasından faydalanan Kazaklar, Sinop Kalesi’ne baskın düzenleyip şehre saldırdı. Padişah da, hemen Şakşaki İbrahim Paşa’nın komuta ettiği bir donanmayı Karadeniz’e gönderdi. Don Nehri’nin ağzında yakalanan Kazakların hepsi kılıçtan geçirildi. Sahip oldukları mallar ve tutsaklar Sinop’a yollandı. Ancak, bu olayın sonucunda Sadrazam Nasuh Paşa’nın ihmali olduğunu düşünen I.Ahmet onun idam edilmesine karar verdi (17 Ekim 1614).

Damat Mehmet Paşa‘yı Nasuh Paşa’nın yerine Sadrazamlığa getiren I.Ahmet, İranlıların anlaşmayı ihlal ettiği ve birtakım saldırılar düzenlediği gerekçesiyle doğu cephesine yeni Sadrazamı gönderdi. Osmanlı Ordusu’nun saldıracağını öğrenen Şah Abbas, İstanbul’a elçiler gönderdi ve eski antlaşmanın aynısını talep etti ve biriken haracı ödemeyi teklif etti. Ancak şahı hareketlerinden ötürü cezalandırmak isteyen I.Ahmet, batıda Lehistan ile olan sorunlara rağmen yeni Sadrazam Halil Paşa‘yı İran’a gönderdi. Osmanlı ordusu Erdebil’e kadar ilerlemesine rağmen herhangi bir askeri başarı elde edilemedi. Bununla birlikte, Lehistan sınırında İskender Paşa‘nın başarılı baskınları, Lehistan’ı barış yapmaya zorladı. I.Ahmet eski anlaşmayı uygun koşullarla kabul etti. Ayrıca Avusturya ile barış antlaşması yenilenerek barış ortamı devam ettirildi.

Ölümü

I.Ahmet, doğu ve batıdaki savaşlarla sürekli mücadele ederken, 28 yaşında uzun zamandır acı çektiği mide hastalığından yaşamını yitirdi. İstanbul’da inşa ettirdiği caminin avlusundaki türbeye gömüldü. Tahta çıktığında 14 yaşındaydı ve 14 yıl hüküm sürdü. O öldüğünde, yerine küçük kardeşi I. Mustafa padişah oldu.

I.Ahmet‘in saltanatı, doğu ve batıda çok zorlayıcı savaşlar ve ayaklanmalarla geçti. Ancak kararlı ve aktif olan I.Ahmet genç olduğu için devlet meselelerinde bağımsız olarak hareket etme imkanı bulamadı. III. Murat ve III. Mehmet devrinde devlet işleriyle ilgilenmeye alışmış olan kadınlar onun dönemi boyunca tutumlarını sürdürdü. Ayrıca alkollü içkileri ve kardeşlerin öldürülmesini yasakladı.

Darüssaade’den yakın arkadaşları Mustafa Ağa ve öğretmeni Müftü Mustafa Efendi’den büyük oranda etkilenen I. Ahmet, etkili ve deneyimli paşaları göreve getirmek için hiç tereddüt etmedi. Bilim ve sanatla uğraşanlara her türlü yardım ve kolaylık sağladı. Bahti mahlası ile güzel şiirler yazdı. Bu şiirler bir divanda toplandı. İstanbul’da kendi ismi verilen 6 minareli bir cami inşa ettirdi (Sultanahmet Camii). Kabe’de Ravza-i Mutahhara’ya onarım yaptırdı.

I.Ahmet’in oğullarından Osman (annesi Mahfiruz Sultan) ve IV. Murat (annesi Mahpeyker Kösem Sultan) sonrasında Osmanlı Padişahı oldular. Diğer oğullarından Şehzade Mehmet Hotin Seferi esnasında, Kösem Sultan’dan olan diğer oğulları Şehzade Bayezit, Süleyman ve Kasım ise IV. Murat’ın emriyle öldürüldü. Kızları Ayşe Sultan Nasuh Paşa ile Gevherdan Sultan Kara Mehmet Paşa ile evlendirildi.

Sultan Ahmet Camii Belgeseli